Sahaflar Çarşısı’na ilk gidişimde lise üçüncü sınıftaydım. Babam beni elimden tutmuş, bir kitabı bulmamız gerektiğini söylemişti. Bulduk; ama önemli olan kitap değil, avluydu.
Bugün hâlâ aynı avlu duruyor. Bir küçük çeşme, etrafında dükkânlar, kapılarına yığılmış kitaplar. Hepsinin sahibi tanıdık. Bir tanesi bana hâlâ aynı şeyi söyler: “Yenilerini almıyoruz, eskileri elden çıkarmıyoruz.”
Misafirlerimi buraya getirmeyi seviyorum çünkü Beyazıt’ın gürültüsünden iki adımda kurtuluyoruz, ama hâlâ şehrin tam ortasındayız. Bir kitap satın almak şart değil; o kitabı koklamak yetiyor.